Naber
evet
vathi1 kare

THASSOS – TAŞOZ

vathi1
Ramazan ve Şeker Bayramları bilindiği üzere halkımızın yurt dışını istila ettiği nadide tarihlerdir. Bu nedenle de Bayan Pek Yer ile hep Avrupa’nın ücra köşelerini  gezmeye çalıştık ancak bu yılki tatil planımızı yaptığımızdan, Şeker Bayramı açıkta kaldı, biz de yakın yerleri araştırırken Thassos’ta karar kıldık. Yolculuğa çıkarken bir Türk adası ile karşılaşacağımızı biliyorduk ama artık gözümüzü karartmıştık. Tüm ‘Efe koşma çocuuum’lara, ‘ay hayır ama 1 saat oldu sipariş vereli’lere, ‘aaa bak bizim roka’lara, ‘Adacım dur orada bi fotografını çekim’lere kulak tıkayacaktık.

 

Yine de siz siz olun resmi tatiller dışı ziyaret etmeye gayret edin Thassos’u. Üstelik Cuma akşamdan yola çıksanız İstanbul’dan 5 saat sürüyor, yani muhteşem bir haftasonu kaçamağı. Biz önce Kavala’ya, ardından da feribot ile Thassos’a ulaştık. İstanbul’dan Metro, Ulusoy, Derya ve Alpar Turizm ile Kavala’ya gidebiliyorsunuz. Biz Alpar’ı tercih ettik, daha ucuz idi 😉

 

Bizim gibi kendi aracı ile seyahat etmeyenler Kavala’dan feribot ile Skala Prinou’ya, aracı olanlar ise Keramoti’den daha kısa bir yolculuk ile arabalı feribot ile Limenas’a varabilirler. Bu arada aracınla gitmek ile otobüsle gitmek arasında 2 saat fark var. E önce Türkiye gümrüğü için otobüsteki 40 kişinin pasaportları toplanıp, işlem yapılıp dağıtılması; ardından da Yunan gümrüğünde aynı işlemler olunca 2 saat takıyor yolculuğa. Araçla çıkmak için de uluslarası trafik sigortası ile uluslararası ehliyet için yaklaşık 500-tl civari bir bedel ödeniyor.

http://www.turing.org.tr/tr/belgeler.asp

Adanın yoğun otobüs ağı sağolsun, Skala Prinou’ya inmemiz ile Limenas’a kalkacak otobüse binmemiz bir oldu. 20 dakikalık bir yolculuğun ardından adanın ana kasabası Limenas’a ulaşıyoruz. İlk işimiz 70’li yıllardan kalma otelimiz Hotel Vicky‘i bulmak. Biraz içerlek ama sahilden yürüyerek 10 dakika sürüyor, minicik bir kasaba burası zaten.

 

Otobüs tarifesi : http://www.thassos-view.com/information/bus-timetable
Feribot tarifesi : http://www.thassos-ferries.gr/turkey.html

aliki-001

İlk gün “Marble Beach“e araçsız ulaşımın olmadığını öğrenince rotayı Aliki‘ye çeviriyoruz. Yeni liman tarafında yer alan KTEL ofisinden bir tarife edinip, Aliki’ye doğru yola çıkıyoruz. Adanın doğusunda Aliki’ye kadar ne kadar yerleşim varsa bu otobüs yolculuğu ile keşfediyoruz. Mesela dağ köylerinden Panagia taş kiremitli evleri ile sevimli iken, Potamia bir o kadar sevimsiz. Golden Beach bir nevi Sarımsaklı, Konyaaltı, upuzun bir sahil şeridi ve bir çok yeme-konaklama tesisi. Erdek tadındaki Kinira’dan sonra ise karşımıza çarpıcı ama bir o kadar da dalgalı Paradise Beach çıkıyor. Otobüs şoförümüzün müsade ettiği sürede Paradise’e hayran kaldıktan sonra hayranlığımızı Aliki’ye devrediyoruz. Hatta Bayan Pek Yer bir süre gerçeklik algısını yitiriyor.

IMG_0343

Cidden turkuaz renginin betimlemekte yetersiz kaldığı bir plaj burası. Zaten bu betimleme yetersizliği yüzünden, duyan Aliki’ye gelmiş. Bu tercihin diğer bir sebebi burada bir marketin, bir sürü restoran ve tesisin bulunması. Thassos’taki ilk ciddi Türk popülasyonuna da burada denk geliyoruz ama dediğimiz üzere ‘ears wide shut’. Turkuaz denizin tadını çıkardıktan sonra Bayan Pek Yer plajdaki yerini kaybetmek istemezken ben burnun diğer tarafındaki arkeolojik alanı keşfe çıkıyorum. Çok büyük bir arkeolojik kazı bölgesi bulunmadığından 5-10 dakikalık bir gezi ile Bayan Pek Yer’in yanında yerimi alıyorum.

 

golden beach

 

golden 2
Aklımızı Aliki’de bırakıp, bize yol soran naif Türk çiftin arabası ile Golden Beach’e geçiyoruz. Paradise ve Aliki kadar akılda kalıcı olmayan bu plaj, turistik yapısı, tesisleri ve restoranları ile çocuklu aileler için muhteşem bir tercih. Lakin bizde henüz çocuk yok ama en geç otobüs seferi Golden Beach’ten yapıldığı için denizin keyfini çıkaralım diyoruz. Gördüğümüz için pişman mıyız, değiliz ancak aklımız Paradise’ta kaldı mı, kaldı :(

 

Hazır konu plajlardan açılmışken adada aşağı yukarı, ulaşılabilen, ulaşılamayan neredeyse 25-30 adet plaj var. Bizdeki amaç da 1 gün içerisine max. plajı görebilmek.

 

İkinci gün bu güdülenme ile erken uyanıp yollara düşüyoruz. Bu kez adanın batısında bulunan plajları keşfe çıkıyoruz. İlk olarak Skala Marion‘a gidiyor ve iki tesisten ibaret ufak bir koy ile karşılaşıyoruz.

IMG_0431

IMG_0437

Nispeten sakin bu plajdan sonra dalgası ve rüzgarı ile bizi çarpan Metalia‘da Karadeniz efekt ile karşılaşıyoruz. Ancak renk turkuaz. Dalgalı denizinden çok, eski maden fabrikası ilgimizi çekiyor.

 

glyfada

Böylece de Limenara‘ya giden 1 kmlik patikayı da tesisi gezerek tamamlıyoruz. Sahildeki inşaat sebebiyle burada denize girme şerefine nail olamadığımızdan manavdan aldığımız üzümleri Mythos eşliğinde hüpletiyoruz. Son rotamız Limenas’a yakın Glyfada. 80’lerin Turban otellerine benzer bir bina ve yemyeşil bir koy karşılıyor bizi. Ardında da son otobüs ile Limenas’a dönüp, kasabadaki ikinci otelimiz Vanta‘ya geçiyoruz.

 

 eros

Üçüncü günümüzü de araçla ulaşılamayan koyların varlığını bildiğimizden, önceden ayarladığımız tekne turunda geçiriyoruz. Önceden rezervasyon çok önemli, aksi taktirde yer bulunamıyor. Zaten topu topu 2 tur şirketi var.

Eski limanda demirli Eros II sabah 10:00’da hareket edip, 16:00’da adaya geri bırakıyor. Üstelik mükemmel bir mangal ziyafeti ile.

Kaptan bizi önce Platanos’a götürüyor. Platanos gördüğümüz ilk güzel koy. Burada yarım saat – 40 dakika kaldık. Kayalıklarındaki çizgiler tam bir Zen ortamı sağlıyor. Ulaşımın zor bir koy olmasından sebep, etrafta sadece kuş sesleri var. Su kesinlikle soğuk değil. Deniz kayalıklara doğru deniz kestanesi kaynıyor, deniz ayakkabısı şart.

plata

makri
Platanos öncesi güzergahımızda Makryammos Plajını görüyoruz. Konaklamak isteyenler için burada bir otel de var. Plaj açıktan dahi efsane görünüyor. Biz durup yüzmedik ama siz mutlaka bi uğrayın deriz.

Ardından ufak Kinira adasına demirliyoruz. Burada kaptan teknenin yanında yancı olan barbeküyü yakıyor. Veriyor ateşi veriyor ateşi : ) : ) : ) Kinira minicik bir ada, muhteşem kesinlikle değil, ama demirlemek için cidden ideal. Biz yüzerken yemek hazırlanıyor. Tabi ki deniz de ziyadesiyle acıktırdığından mangal ilaç gibi geliyor. Mis gibi çoban salata ha evet Grek, Grek Salata, mis gibi mangal yanına birer Mythos 😉

vathi1vathi

 

 

Tekrar demir alıp bu kez Vathi koyuna doğru yola çıkıyoruz. Vathi hiçbir tesisin olmadığı, meşakkatli bir yola katlanan tek tük tatilcinin bulunduğu bir koy. Ancak bu bakirliği ile The Beach filmini aratmıyor. Vathi gördüğümüz koylar içerisinde bizce en güzeli idi. Çok bakirdi, hiç bir tesis yoktu, ulaşımı zordu yani geleni gideni çok olmadığından temizdi.

Suyu tam turkuaz ile su yeşili arası idi. Sahilden 100 metre kadar bir alan epey sığ idi öyle ki suda oturabiliyordunuz.
Minicik beyaz ve kum rengi balıklar yüzüyor etrafınızda. kuş sesleri, manzara, doğanın dinginliği bir başka idi Vathi’de, mutlaka gidin görün deriz.

marble

 

Thassos’u araştırmaya başladığımız günden beridir Marble en popüler plaj olarak karşımıza çıkıyor. Yurtiçi, yurtdışı tüm bloggerlar mutlaka Marble’ı görün tavsiyesinde bulunuyorlar.
Ulaşım zorlu bir dağ yolu izlenerek ancak araba ile mümkün. Yol çok taşlı olduğundan motorsiklet çok önerilmiyor. Ya da taxi boatlar var deniliyor ancak önceden rezervasyon şartı var, üstelik her gün de taxi boat yok. Haftanın belirli günleri, e siz de şanslı iseniz evet görülebilir. Biz adaya ayak bastığımız ilk gün itibariyle Marble’ın peşine düştük. Lakin tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı.
marbl5

Tam umutsuzca bu isteğimizden vazgeçecektik ki kaptanımız bize bir kıyak yaptı. Dönüş yolunda 20 dakika olmak kaydı ile bir ateş alıp çıktık Marble’dan. Aslında aramızda kalsın Zakyntos’taki Shipwreck plajından daha iyi değil. Ama hakkını da yememek gerek tüm o mermer ocaklarının bembeyaz taşlarından sebep su carıl carıl turkuaz. Sinop gibi birden derinleşiyor aman dikkat. Geçen seneye kadar bir tesis barındıran koy artık gözü pek tatilcilere emanet. Vathi ve Marble gibi ulaşımı zor plajlar için ise Mike Bike’tan kiralanacak bir ATV veya motor ile bu enfes plajlara gitmek mümkün

Başka bir Thasos tatilinden önerilere ilaveler… / 2015 yazı
astspas
Bu kez Limaneria’dayız. Pansiyonumuz Villa Sofia , geceliği 28-€. Soyunup dökünüp yola koyuluyoruz. İlk koy, Skala Marion’un komşusu Atspas Plajı. Aliki’deki keşmekeşten ve Türk nüfustan uzak bu koy, mavilik ve güzellik açısından ise Aliki ile yarışır derecede. Şemsiye ve şezlong kiralanabiliyor.
Yakınlarda Tripiti plajı da mevcut ama öğle güneşinde yürümek istemedik biz.
giola1
Kayalardan oluşmuş bir doğal havuz olan Giola da mutlaka görülmeli. Tamam biraz kabus bir yolu var yürü yürü bitmiyor ama iddia ediyoruz gidin görün.
Otobüs şoföründen ricamız sonucu Giola’ya inen yamaçta iniyor ve 20 dakikalık yorucu bir yürüyüşün ardından Giola‘ya ulaşıyoruz. Arabası olanlar bir tık daha şanslı, toprak bir yolda yolculuk ettikten sonra sadece 10 dakikalık bir yürüyüş ile Giola’ya varmak mümkün. Bu kadar yorgunluğun ardından ise şahane bir manzara ile karşılaşıyoruz. Havuzun her bir kenarı atlama yapmak için ideal. Su yeteri kadar da derin olduğu için çakılma veya yaralanma gibi bir durum da mümkün değil. Bay Gezer’in ancak gözü kesmiyor suya kıyın kıyın girmeyi tercih ediyor.
psili ammos
İniş 20 dakika iken, çıkış 30 dakika sürüyor. Ana yola çıkmak cidden yorucu ancak sıradaki rotamız olan Psili Ammos kaybolan tüm enerjimizi yerine getiriyor. Yunanca “yumuşak kum” anlamına gelen bu plaj cidden adadaki en iyi kuma sahip. Kumun yanında denizin turkuaz rengini tarif etmek ise imkansız. Karnını doyurmak isteyenler buradaki restoranı tercih edebilirler ancak biz bira-cips ile geçiştiriyoruz. Psili Ammos’un denizine doyamasak da Notos Plajı’na doğru 3 km bir yolculuk bizi beklediği için vedalaşmak durumunda kalıyoruz.
notos
pefkari
 Potos ile Psili Ammos arasında bulunan Notos plajı küçük ama sevimli bir plaj. Turistlerin pek rağbet etmediği, tesis, şemsiye ve şezlong fakiri bu plaj dinginlik arayanlar için ideal. Plaj maratonumuzun son halkası olan Pefkari için Notos’tan ayrılıyoruz. Türk olduğumuzu anlayan 22 plakalı bir araç eksik olmasın bizi araçlarına alıyor ve Pefkari’ye kadar bırakıyor. Pefkari de Potos ve Limaneria arasında. Her iki yerleşime de yürüme mesafesinde. Bu yüzden de hem yüzmek hem de konaklamak için ideal Pefkari. Yeşil bir koya kurulu Pefkari’nin denizi dingin. Maratonumuzun sonuna geldiğimiz ve dönüşü Limaneria’ya yürüyerek yapacağımız için Pefkari’de iyice yayılıyoruz. Sonunda da gün batımı manzarası eşliğinde mutevazı pansiyonumuza ulaşıyoruz.

 

Limenas’a yakın Papalimani, La Scala Beach ve Glyfada’ya da uğrayın deriz. Yahut bizim gibi otobüs tarifesine talim ederek güzel bir plaj maratonuna çıkabilirsiniz.

IMG_0993
Adanın restoranlarına gelirsek, bilgilerimiz Limenas, Limaneria ve Potos’tan ibaret. Önce adanın kuzeyinden başlayalım. Ben sıkıntıya gelemem, iki saat yer beklemem diyenler yeni liman tarafındaki restoranlar sokağını tercih edebilir. Biz şansımızı Tavernaki‘de denerken, sokağın diğer alternatifleri Zorba’s, Ambrosia ve az ileride yer alan Pigi idi.
Ne yiyelim konusuna gelirsek, önerimiz güneşte kurutulmuş ızgara ahtapot, karides saganaki ve ızgara kalamar. Saganaki bildiğimiz saganaki değil, domates sos eşliğinde karides, mideye ya da kalamar saganakiler yapılıyor. Salata olarak da Grek Salata’nın insan döven iri domates ve salatalıklarından sıkıldıysanız roka salatası denemenizi öneririz.

 

tavernaki

simiBiz önceliğinizi eski limandaki Simi‘ye vermenizi tavsiye ederiz. Ama Simi’ye oturmak öyle kolay olmayacaktır. Birincisi rezervasyon kabul etmiyorlar, ikincisi ise akşam 8 sonrasına kaldıysanız yandınız, yer beklemek uğruna bir müddet dikileceksiniz demektir. Ama biz tabi ki mide ve damak derdine her türlü çileyi çekebilen insanlardan olduğumuz için beklemeyi tercih ediyoruz.

Kalamar ızgara nefisti, ince kabak kızartması ise ilgimizi çeken başka bir lezzet oldu. Meze tabağı pek başarılı değil, aman siz sipariş etmeyin. Peynir saganaki ziyadesiyle saganaki idi mutlaka alın. Salataya da ballı bi sos hazırlamışlar, fena olmuş, yoksa roka domates salata candır.

 

limani kolaj

Gelelim adanın güneyindeki restoran maceramıza. Limaneria’da bir çok alternatif mekan arasından tercihimiz tam bir Grek Tavernası olan “Limani Taverna“. Yunan halkı biz gibi 7’de 8’de masaya oturmuyor. Adamlar keyif adamı gidiyor 9:30, 10’da ouzo’su deniz mahsulü demleniyor bir güzel. Biz de bunu bildiğimizden 22:00’a yaptırıyoruz rezervasyonu. Canlı müzik olacağını da bildiğimizden üzülüyoruz 7-8 yemek yiyen hemşerilerimize. Niko’nun güzel müzikleri ve tatlı sohbeti için 10’dan sonra rezervasyon yaptırmanızı öneririz. Çok sevdiğimiz kabak ve patlıcan kızartmasının yanına saganaki sipariş ediyoruz. Sıcak olarak da bütün karides ızgara ve devasa barbun tava öneriyor Niko. Yunan ve Türk şarkıları eşliğinde limana bakarak denizden acıkmış karınlarımızı sevindiriyoruz.

 

Limaneria’daki diğer gecemizde ise bu sefer şansımızı Potos’tan yana kullanıyoruz. 5-€ karşılığında taksi ile Potos’a ulaşmak mümkün. İlk iş “Taverna Irene“de yerimizi ayırtmak. Ardından da Potos’un ince uzun çarşısını gezmeye başlıyoruz. Birbirinin aynı ama vasat hediyelik eşyacılar arasında Aldebaran kendisini fark ettiriyor. Potos’un bir diğer özelliği de sahildeki clubleri. Ancak disco müziği bizi pek açmadığından yemek sonrası Limaneria’ya dönmeye karar veriyoruz.

Irene’de peynirden yapılan bouyiourdi sipariş ediyoruz. Ardından ahtapot ızgara ve karides saganaki ile sert bir deniz mahsulleri geçişi yapıyoruz. Domates kuruları ile bezenmiş roka salatamız ve uzomuz ile her şey gayet lezzetli.

jar
Limenas’ta yemek sonrası peki cila yapmak için ne gibi alternatifimiz var derseniz, The Jar Bar’ın mastikalı yerel kokteylleri denenmeli.

Bira içmek bana yeter diyenler için Simi’nin devamında sahilde bulunan mekanlar ideal.

Yok ben hareket arıyorum diyorsanız eski limanın ötesindeki beachler tam bir club alternatif olabilir.

Limaneria’da ise biz Street Cafe‘nin kokteyllerine takılıyoruz. Mastikalı mojitosu özellikle denenmeye değer.

Ada hakkında da kısa bir bilgi vermek gerekirse, mimari ve şehirleşme olarak kafanızdaki o mavi-beyaz pencereler, iki katlı sevimli Rum evler burada mevcut değil. Ancak bakir koylar, leziz yemekler Thassos’u görün dememize yetiyor. Bizim uğrayamadığımız dağ köyü Theologos (Midilli’deki Agiasos gibi) bu açığı gideriyor gibi. Limenas’ta ve Potos’ta Bodrum çarşı tadında bir çarşı var ancak çoğu Çin malı şort, t-shirt, terlik, magnet.
Alışveriş için zeytinyağı, sabun ve yerel uzo, çam balı iyi fikirler arasında.
Orjinal hediyelik eşya arayanların yolu Limeneria’ya düşerse çarşı içindeki Molly’s e ve Agro‘ya bir merhaba denmeli.

molyyy                eski liman

Peki Thassos merkezde kalıp, nerede denize girebiliriz diyenlere önerimiz eski limandan devam ettikten sonra yolun sonuna kadar gidip Karnagia Beach’e gitmeleri. Hem oraya kadar gitmişken tepede bulunan kilisede de bir mum yakılır böylece.

 karnagio                           kilise
dede
Özetlersek…
Bizim gibi dalga ve rüzgar sevmeyenler için uzun plajlardan ziyade koylar daha öne çıkıyor. ‘Thassos best of’umuz;
Marble, Vathi, Atspas, Pefkari, Notos, Psili Ammos ve doğal dokusuyla Giola

Restoranlar için: http://www.tripadvisor.com.tr/Restaurants-g776005-Thassos_Town_Limenas_Thasos_Northeast_Aegean_Islands.html
Giola’yı bulmak aka “Finding Giola”: http://www.discoverthassos.com/en/about/experience-view/lets_find_giola
Thassos hakkında: http://www.go-thassos.gr/
http://www.feelgreece.com/en/thassos
http://www.thassos-view.com/

No Comments

Post a Comment

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com